TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ ve TDB ÖĞRENCİ KOLU`NUN
ÇAĞRISINI DUYUN; `DİŞHEKİMLERİ İŞSİZ!`

Bilimsel Dişhekimliğinin kuruluşunun 112.yılında mesleğimiz ve toplum ağız diş sağlığı ile ilgili önemli değişimlerin ve kazanımların olduğu bir gerçek. Ancak başka bir gerçek de yıllardır tartışılan sorunlarımızın birçoğunun bugün halen gündemimizde olması ve önümüzdeki yıllarda da bu sorunların giderek ağırlaşacağıdır.    

Öncelikle belirtmek isteriz ki Türk Dişhekimleri Birliği; toplumun ve bireylerin ağız diş sağlığının iyileştirilmesini ve nitelikli dişhekimliği hizmetinin sunulmasını amaç edinmiştir. Bu amaca ulaşılabilmesi için de bilimsel temelli, kanıta dayalı, koruyucu ve önleyici ağız diş sağlığını önceleyen politikaları savunmaktadır. Dişhekimliği eğitimi gören öğrencilerimizin TDB tarafından çıkarılan bir Yönerge çerçevesinde faaliyetlerini sürdüren  TDB Öğrenci Kolunun yaptığı geniş katılımlı anket sonuçları ile  "Meslek saygınlığı, insan işgücü planlaması ve nitelikli eğitim"  gerçeklerinden ne kadar uzaklaşıldığı veriye dayalı bir kez daha ortaya koyulmuştur.    

Sağlık Bakanlığı ve YÖK 2008, Türkiye’de Sağlık Eğitimi ve Sağlık İnsangücü Raporu’nda;    

“Sağlık insangücü planlaması, topluma bugün sunulan ve gelecekte sunulacak sağlık hizmetlerini gerçekleştirmek üzere sağlık çalışanlarının yeterli nicelikte, yüksek nitelikte, düzgün bir dağılımla, yerinde bir zamanlama ile ve doğru bir şekilde istihdam edilmesidir” denmektedir. Ancak uygulamada diğer tüm mesleklerde olduğu gibi dişhekimliğinde de bu kriterlere göre planlama yapılmamaktadır.    

İnsangücü planlaması; ülkelerin kaynaklarını verimli kullanmak adına en çok önem verdikleri konulardan biridir. Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de dişhekimliği lisans eğitimi en maliyetli eğitimdir. Bu anlamda dişhekimliği eğitiminde insangücü planlamasının daha da önem kazandığı bir gerçektir.    

Ülkemizde; gelişmiş ülkelere göre tüm yaş gruplarında yaygın olan diş ve diş eti hastalıklarının dişhekimlerinin sayısının artırılması ile çözümü mümkün olmayacaktır. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine öncelik veren, insangücü planlamasını; ihtiyaç, talep ve nüfus kriterlerine göre belirleyen Ulusal sağlık politikaları oluşturulmadan, diş ve diş eti hastalıklarının çağdaş ülke seviyelerine getirilmesi mümkün değildir.    

Son 10 yıldır dişhekimliği eğitimi alanında insangücü planlaması ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde birbiri ardına dişhekimliği fakülteleri açılmış ve öğrenci kontenjanlarında kaygı verici artışlar yaşanmıştır.    

2002 yılında 19 olan dişhekimliği fakülte sayısı bugün 99 sayısına çıkmıştır. (99 dişhekimliği fakültesinin 79’unda eğitim verilmektedir. Gelecek yıllarda diğer fakültelerde de eğitim başlayacaktır.) 2005 yılında 960 olan kontenjan; 2018’de 63 fakültede 4991 sayısına, 2020’de ise 66 fakültede 6421 sayısına ulaşmıştır.   

Bu durum sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. Önlem alınmaz ise önümüzdeki 10 yıl içerisinde işsiz dişhekimleri ve mesleğinin dışında başka alanlarda çalışan dişhekimleri ile karşı karşıya gelinmesi kaçınılmaz olacaktır.    

Dişhekimliği fakülteleri ve fakülte kontenjanlarının artışı genç dişhekimlerinin dişhekimliği yapamamalarına ya da mesleklerinin dışında başka işler yapmak zorunda kalmalarına neden olacaktır.    

TDB Öğrenci Kolumuzun yaptığı anket sonuçlarından çarpıcı  sonuçları özetlersek ;  

  • Fakültelerinden aldıkları eğitim sonrası yetkin bir diş hekimi olacaklarını düşünme durumu sorgulandığında cevapların %38,4 karasız olduğunu belirtip hayır diyenlerin oranı %18,1 dir.  
  • Ankete katılanlara eğitim gördüğü fakültenin dekanının diş hekimi olma durumu sorulduğunda katılanların yaklaşık %24 ü dekanlarının diş hekimi olmadığını belirtmişlerdir.  
  • Ankete katılanlara fakülteden aldıkları eğitimi 0 ile 10 arasındaki bir değerle puanlandırmaları istendiğinde bu soruya verilen cevapların ortalaması 5.89 (ss ±2.06) çıkmıştır.  
  • Ankete katılanlara “Fakültede alınan eğitimin sosyal ve fiziksel koşullarının yeterliliğini 0 ile 10 arasında bir değerle puanlayınız.” sorusu yöneltildiğinde alınan cevapların ortalaması 4.18(ss ±2.57) olup bu soruya tam puan veren öğrencilerin yüzdesi sadece %1,7 de kalmıştır.  
  • Fakültenin öğretim üyesi sayısı yeterliliği sorusuna öğrencilerin %35,7 si ne yeterli ne yetersiz cevabı vermiş olup yine aynı soruya öğrencilerin %27,8 yeterli olmadığını belirtmiştir.  
  • Ankete katılanların %75,7 si fakültelerinin sosyal imkanlarını yeterli bulmadıklarını belirtmişlerdir.  
  • Fakültelerdeki kültürel, sanatsal ve sportif etkinlik yapılma durumu sorgulandığında cevapların %35,3 ü hiç olarak işaretlenmiş olup %60,6 sı arada olarak işaretlenmiştir.  
  • Ankete katılanların %58,7 si fakültelerinde kütüphane olmadığını belirtmiştir.  
  • Ankete katılan öğrencilerin %44 ü eğitimlerinin tamamını kendi fakültelerinde alamadıklarını belirtmişlerdir.  
  • Öğrencilerin %63,8 i ders anlatımında kullanılan yöntemleri yetersiz bulmakla beraber %53,2 si derslerine dersten sorumlu olan öğretim üyesi yerine asistanların girdiğini belirtmiştir.  
  • Ankete katılanların %19,2 si fakülteleri tarafından mobinge uğradıklarını belirtmiş olup mobinge uğrayanların %13,6 sı bu durumu gerekli yerlere bildirilmişlerdir. Bu bildirimlerin sadece %7,9 u olumlu sonuçlanmıştır.  
  • Ankete katılan öğrencilerin %73,5 u mobing gibi kişiye yönelik taciz durumlarından doğan haklarını bilmemekte olup %84,8 i bu durumlarda hangi sıra ile hangi makamlara başvuruda bulunmaları gerektiğini bilmemektedir.  
  • Ankete katılanlara temel tıp derslerini yeterince alma durumlarını 0 il 5 arasında bir değerle puanlamaları istenildiğinde cevapların ortalaması 3.13 (ss ±1,31) çıkmıştır.  
  • Ankete katılanların %44,7 si fakültelerinde temel tıp dersleri için laboratuvar bulunmadığını belirtmişlerdir.  
  • Anketimize katılan öğrencilerin %55,8’i fakültelerinde temel tıp dersleri için kadavra veya kadavra parçası bulunmadığını belirtmiştir.  
  • Öğrencilerin %45,5’i fakültede preklinik ödevleri için gerekli ortamın sağlanmadığını belirtmiş ve sadece %5,3’ü bu durum için gerekli mercilere başvurduğunu belirtmiştir. (Bu öğrencilerin %33,8’i preklinikte değil.)  
  • Öğrencilerin %32,3’ü prekliniklerinde yeterli fantom kafa bulunmadığını belirtirken %9,1’i yeterli fantom kafa bulunmasına rağmen kullanamadıklarını belirtmiştir. (Bu öğrencilerin %33,8’i preklinikte değil.)  
  • Öğrencilerin sadece %24,1’i preklinikte yeterli oturma alanı olmadığını belirtmiş ve %3,2’si plastik masa-sandalye kullanılarak yeterli hale getirilmiş şekilde toplam %41,2’si yeterli oturma alanı olduğunu belirtmiştir. (Bu öğrencilerin %33,8’i preklinikte değil.)  
  • Öğrencilerin %41,4’ü preklinik demirbaşlarının çalışmasının kontrol edildiğini belirtirken, sadece %24,8’i kontrol edilmediğini belirtmiştir. Demirbaşlara gerektiğinde tamiratın hızla yapılma durumunu sorduğumuzda ise %31,1’i biraz zaman alacağını, %27,1’i hızla çözüleceğini ve sadece %8’i idareye birkaç kere başvurmaları gerektiğini belirtmiştir. (Bu öğrencilerin %33,8’i preklinikte değil.)  
  • Ankete katılan öğrencilere pandemi döneminde YÖK'ün hızlı karar alabilme durumunu sorduğumuzda, öğrencilerin %57,3 ü YÖK'ün karar almakta geciktiğini belirtmiştir.  
  • Ankete katılan öğrencilere pandemi döneminde verilen 6 gb lık internet desteğinin yeterli olup olmadığını sorduğumuzda, öğrencilerin 50.2 si yetersiz olduğunu belirtirken, yeterli bulma oranı yalnızca 16.8 de kalmıştır.  
  • Ankete katılan öğrencilerimize Covid 19 pandemisinde fakülte idaresinin adımlarını yeterli bulma durumunu sorduğumuzda, %47,7 oranında öğrencileri ne yeterli ne de yetersiz seçeneğini tercih etmiştir, yeterli bulan öğrenciler ise %28,4 tür.  
  • Ankete katılan öğrencilere pandemi döneminde fakülte idaresinin hızlı karar alabilme durumunu sorduğumuzda, öğrencilerin %58,4 ü fakültelerinin karar almakta geciktiğini belirtmiştir.  
  • Pandemi döneminde YÖK ün attığı adımların yeterliliği 0-5 arasında öğrencilerin değerlendirmesine sunulmuştur, ankete katılan öğrencilerin cevaplarının ortalaması 2.21 olmuştur. (ss±1.421)  
     
    Anket sonuçlarımızdan da anlaşılabileceği üzere dişhekimliği eğitimi alan öğrencilerimiz eğitimin niteliksizleştiğini, yeterli eğitim malzemesine ulaşamamaktan, artan kontenjanlar sonucu pratik eğitimde öğretim üyesine yeterli zaman ve hasta paylaşımı yapamamaktan, maalesef mobbinge uğramaktan şikayet etmektedirler. Üniversitelerin toplum ve kendi kültürlerini öğrencilerimize ulaştırmaktan uzak oldukları, sosyal ve kültürel etkileşimde  yetersiz kaldıkları görülmektedir. Ankete katılan öğrencilerin büyük çoğunluğu gördükleri eğitimin meslek hayatlarında yetersiz kalacağını ve ilerde işsizlik sorunu ile karşılacaçaklarını daha eğitim aşamasında tespit etmişlerdir. Mesleğimizin geleceği olan ve eğitimin içinde olan, eğitim gören  gençlerimizin tespit ettiği ve yaşadığı sorunların temelinde yetersiz fiziki  şartlara sahip ve eğitim kadrosuz açılan fakültelerin  olduğu görülmektedir. 
     
    Karar vericilere sesleniyoruz:  
      
    Dişhekimine başvuru sıklığının Türkiye’ye göre çok yüksek olduğu Avrupa Birliği’ndeki dişhekimi/nüfus oranını (1/1500) baz olarak alınsa bile 2024 yılında bu verilerle hedef tutturulmaktadır. İşsiz, emeği çok ucuzlatılmış ve değersizleştirilmiş dişhekimleri ve çalışma biçiminin tümden işçileşmeye gittiği, piyasa koşullarının hüküm sürdüğü ve dolayısıyla deontolojik ve etik sorunların arttığı bir çalışma ortamı yaratılmaması için, kontenjanların zamana yayılarak 2022 yılından itibaren hızla azaltılması gerekmektedir.  
      
    Ülke kaynaklarının israf edilmemesi için taleplerimizi bir kez daha dile getiriyoruz.  
      
  • İnsangücü planlaması yapılmadan dişhekimliği fakültesi açılmamalı  
  • Henüz eğitime başlamamış olan fakülteler kapatılmalı  
  • Eğitim veren fakültelerde kontenjanlar azaltılmalı  
  • Yukarıda ifade ettiğimiz veriler değerlendirildiğinde bu ülkenin en zor ve en pahalı eğitimini alan gençlerimizin geleceği ucuz işgücü olmak ya da işsiz kalmak olmamalı.  
      
    35 yıldır dişhekimliği mesleğinde yaşanan sorunları irdeleyen, çözüm üreten ve önerilerde bulunan Türk Dişhekimleri Birliği’nin değerlendirmelerinin yok sayılmaması, sorunların çözümünde temel paydaşımız olan ve sorunları bizzat  yaşayan dişhekimliği fakültesi öğrencilerinin oluşturduğu TDB Öğrenci Kolumuz tarafından yapılan  ve  temel çıktılarını verdiğimiz anketin de dikkate alınması yönünde yetkilileri derhal önlem almaya davet ediyoruz. 

     Türk Dişhekimleri Birliği