TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ BASIN AÇIKLAMASI


Bugün TUK tarafından açıklanan kararı kabul edilemez buluyoruz. Bu yalnızca doktora ya da uzmanlık sorunu değil; dişhekimliğinin geleceği sorunudur. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde mezun olacak 40 bin öğrenci ve 12 bin uzmanlık sınavına girecek meslektaşımız bulunmaktadır.

Dişhekimliği, bugün geldiği noktada çok ciddi bir istihdam krizi yaşamaktadır. Önümüzdeki yıllarda DUS sınavının tekrar ikiye çıkarılması sağlanmadan, fakültelerdeki öğretim üyesi ihtiyacı belirlenmeden, dişhekimi ve uzman dişhekimi atama sayıları artırılmadan ve bunun yanında dişhekimi istihdamı için yapılacak diğer çözüm yolları bir paket halinde açıklanmadan; doktora yapmış meslektaşlarımızın yalnızca uzmanlık yoluyla bazı özlük hakları kazanmasının önünü açmak doğru bir yöntem değildir.

Özlük hakkı kazanımları konusunda doktoralı meslektaşlarımızın haklı olduğu hususlar vardır. Özellikle öğretim üyesi yetiştirme programlarında görev almış, yıllarını akademik çalışmalara vermiş, doktora eğitimini tamamladıktan sonra öğretim üyesi olarak hizmet veren meslektaşlarımızın yaşadığı mağduriyetler göz ardı edilemez. Bu meslektaşlarımızın eğitim süreçleri boyunca ortaya koydukları emek, bilimsel üretim ve akademik katkıları mutlaka karşılığını bulmalıdır. Bu sorunların çözümü; mevcut uzmanlık sistemini ve uzmanlık eğitimi süreçlerini tartışmalı hale getirecek şekilde doğrudan uzmanlık unvanı verilmesiyle değil, YÖK ve Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle yapılacak kapsamlı ve hakkaniyetli düzenlemelerle sağlanmalıdır. Sadece uzmanlık unvanı verilerek özlük hakkı teslim etmek yaklaşımı hakkaniyet ve adalet ilkelerine aykırıdır. TDB’nin TUK temsilcisi Prof. Dr. Fatih Cenk Çanakçı konu ile ilgili TUK toplantısında alınan karara şerh koymuştur ve  bu  konuda yapılmış olan çalışmaya karşı hukuksal yollarla mücadele edeceğimizi net bir dille ifade ediyoruz.

Tıp fakültesi mezunu hekimlerin tamamının kamuda istihdamı sağlanırken, uzman tıp hekimlerinin kamuda görev yapması mecburi hizmet sistemiyle güvence altına alınmışken, hatta kamudan ayrılan hekimlerin özel sektörde istihdamının önü kamu tarafından yapılan hizmet alımlarıyla desteklenirken; dişhekimlerinin, uzman dişhekimlerinin ve doktoralı dişhekimlerinin benzer haklardan büyük ölçüde yoksun bırakılması kabul edilemez. Oysa ağız ve diş hastalıkları, toplumda en yaygın görülen sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Buna rağmen kamuya yapılan dişhekimi atamalarının son derece sınırlı tutulmasının ve ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde özel sektörden hizmet alımı modellerinin geliştirilmemesinin gerekçesi kamuoyuna açıklanmalıdır. Ya toplumumuzun ağız ve diş sağlığı sorunları dünya standartlarının çok ötesinde çözülmüş durumdadır ya da toplumun ağız ve diş sağlığı kendi kaderine terk edilmiştir.

Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Bugün kulak burun boğaz, göz hastalıkları veya diğer ihtisas dallarında gösterilen ilgi ve ayrılan bütçenin, dişhekimliği alanına aynı hassasiyetle ayrılmaması, şimdiki kadro probleminin sebeplerinden biri olmuştur. Tıpta TUS yoluyla girilmesi planlanmış olan klinik branşlarda boş kadrolar kalmasına rağmen, dişhekimliği alanında oluşan istihdam problemi görmezden gelinmekte ve yeni istihdam alanları açılmamaktadır.

Biz dişhekimleri, genel tıp içinde bir yan unsur olarak görülmek ve Sağlık Bakanlığı tarafından bu şekilde algılanmak yerine ana unsur olarak kabul edilmek; mesleğimizle ilgili tüm planlama süreçlerinde söz sahibi olmak ve dişhekimliğinin geleceğine ilişkin kararlarda aktif şekilde yer almak istiyoruz.

Dişhekimliğinin ve meslektaşlarımızın Türkiye’deki mevcut durumunun, saygınlığının ve geleceğinin korunması için üzerimize düşen tüm görevleri itinayla yerine getirme kararlılığımızı bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Saygılarımızla,

Türk Dişhekimleri Birliği