TDBD 182.SAYI BAŞYAZI
‘Güneşin patentini alabilir miyiz?’

Değerli Meslektaşım,

Mayıs ayı çok önemli günlerin yer aldığı ay; hepimiz için öncelikle kalıcı bir sağlık getirmesini istediğimiz ay.

İlk günü 1 Mayıs en kutsal değer olan emek ile çalışanların hakça, emeklerinin karşılığını almak için birlik, mücadele, dayanışma günü. 5 Mayıs insanlığın uyanışı öncüsü gibi tüm hayallerimizi dilediğimiz doğanın uyandığı Hıdrelez. 6 Mayıs tam bağımsız Türkiye için idealleri uğruna ölüme koşanların günü. 9 Mayıs üretimdeki güçleriyle, özverileri ve sevgileriyle hepimizi kucaklayan annelerimizin günü ve 19 Mayıs inanç, birlik ve vatan sevgisiyle bir cumhuriyetin temellerini atan bir avuç kahramanın Samsun’a çıkışı. Tüm bu günlerin ortak değeri birlik, dayanışma, inanç ve sevgi.

Hepimizin bilimsel veriler çerçevesinde beklediği pandemi savaşının temeli olan kapanma geldi/mi? Genelgelerle, aşiret anlayışıyla, kanunlarla çelişen kararlarla ülke yönetmek... Sonuç; toplumun %67’sinin muaf olduğu, zaten evde olan kesimin ekonomik destekten yoksun olarak gene evde kaldığı bir kapatma. Bir yılı aşkın zamanda alınan yol, artık kendi bilimsel kurullarının önerilerinin de dikkate alınmadığı önlemlerin geçersizliğini ortaya koyuyor.

Pandeminin ilk günlerinden beri tedavi rehberinde yer almaması gereken hidroksiklorokini bir yıl sonra tartışmaya başlayan anlayış kapanma konusunda olsun, aşılama konusunda olsun salgının seyrine dair verilerde olsun toplumda güçlü bir güven yaratamıyor. Eksik bile olsa alınan kararlara kim inanacak ve toplumsal gönüllülük esaslı kısıtlamalara kim uyacak?

Pandemi savaşında rehberimiz olan ve iktidarın bu yanlış politikalarını eleştiren, uyarılarda bulunan bilim insanlarına yönelik son dönemde yapılan tehditler kabul edilemez. Bu savaşı ekonomik kaygılarla alınan popülist  önlemlerle değil bilimsel veriler ışığında yeneceğiz. Bilimi kılavuz almaya devam edeceğiz.

Dünyanın bu pandemiden kurtulması adına aşı için insanlık birlikte hareket etmeli. Hangi ülkenin altyapısı hangi tür aşıya yakınsa onu üretmelidir. Aşılamasını tamamlayan ülkeler yeni varyantlar nedeniyle yeniden aşılanmayla karşı karşıya. 1955’te geliştirdiği aşı ile dünya çapında çocuk felcinin sona ermesine yardımcı olan Jonas Salk bir aşının patentli olması gerektiği fikrini reddetti. ‘Güneşin patentini alabilir misin?’ diye sordu. Aşıda patent hakkı kabul edilemez. Aşı insanlığın ortak mülkiyeti olmalıdır.

Halk sağlıkçılarının ve enfeksiyon uzmanlarının görüşüne göre başlangıçta birkaç mutasyondan söz ediyorduk, oysa artık her virüs 20-25 mutasyon taşıyan birleşik bir yapıyla enfekte ediyor. Şu an aramızda dolaşan virüs soylarının dizilerini çok ayrıntılı bir şekilde taramazsak, neyle karşı karşıya olduğumuzu bilemeyiz ve sürece doğru müdahale edemeyiz. Yine ilgili bilim insanları “ağır seyreden soylar eski soyların yerini alabilir ve bizim haberimiz bile olmaz” görüşleri doğrultusunda acilen Türk Covid-19 genom konsorsiyumu kurmak gerekliliğinden bahsediyorlar.

Sağlık Bakanlığı’nı elinde yeterli veri ve laboratuvar bulunduğundan, aşı temini ve üretiminin yanında bu konsorsiyum için de göreve çağırıyoruz.

Pandemi sürecinde eğitimlere ara verilir ve stajlar yapılamazken, eğitimin giderek niteliksizleştiği eleştirileri varken ateşe benzin döker gibi yeni fakülteler açan, genç dişhekimlerini ucuz işgücüne dönüştürüp mesleki saygınlığımızı eriten anlayışa binince defa artık yeter diyoruz. TDB olarak çözüm odaklı önerilerimiz iletmek için istediğimiz randevulara olumsuz dönüşler insan gücü planlamasında yuvarlandığımız uçurumdan ülkemizi çıkarmaz. Pandemi sürecindeki yanlış politikalardan bilimin ışığında yapmak zorunda olduğunuz değişiklikler sizi yaşanan ölümlerin sorumluluğundan tarih önünde nasıl kurtaramayacaksa mesleğimizi yok etmeye yönelik kararlarınızın sonuç ve sorumluluğundan da kurtaramayacaktır.

Prof.Dr.Atilla S.Ataç
Türk Dişhekimleri Birliği
Genel Başkanı