TDBD 166.SAYI BAŞYAZI
DOĞRUYU, SADECE DOĞRUYU…

Değerli Meslektaşlarım,

30 Mayıs 2018 sabahı Avukatımız Mustafa Güler ile Danıştay 15. Dairesi Duruşma Salonunun önünde sohbet ediyorduk. Az sonra 3 Şubat 2015 tarihli ‘Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’le ilgili açtığımız davanın duruşmasına girecektik.

 - Sevgili Mustafa, biz bu Yönetmelik’te birçok maddeye yürütmeyi durdurma almıştık. Sonra Aralık 2016’da tekrar Yönetmelik değişikliği yaptılar; yine dava açtık, onda da bazı maddelere yürütmeyi durdurma aldık ve Yönetmelik de bu haliyle uygulanamaz hale geldi. Niye hâlâ Sağlık Bakanlığı meslek örgütüyle kafa kafaya vermez, niye hep beraber sıkıntı çekiyoruz. Tarih olmuş 30 Mayıs 2018, üç seneyi geçmiş Yönetmelik çıkalı ve hala kaos...

- Genel olarak sorun çözme yöntemine bakmak gerek sanırım. Bir alanda sorun gören bir yapının, onun çözümüne ilişkin ortak aklı bulma gayretinde olması, bulunan çözümün isabetli olmasını sağlar. Bunun aksine, her şeyin en doğrusunu bildiğini düşünerek uygulama içinde olanlara kulaklarını tıkayan, çıkar gruplarından sadece birinin etkisiyle bulunan “çözüm” yeni bir sorunun başlangıcını oluşturur.

Pek çok alanda olduğu gibi Yönetmelik’le ilgili yaşadıklarımız da ne yazık ki sorunu daha karmaşıklaştıran “çözüm” demetleriyle karşılaşmak biçiminde oldu. Sağlık Bakanlığı, dişhekimliğinin özgünlüğünü umursamadan genel tıp alanındaki özel sağlık hizmetleri kurallarıyla dişhekimliğini aynılaştırmaya yönelik kurallar getirdi.

Bu kuralların bir kısmının uygulanması mümkün olamayınca yaklaşık iki sene yaptırımlarını erteleyerek Yönetmeliği askıya aldı. 2016 yılı Aralık ayında yapılan değişikliklerle, bir yandan yürütmesi durdurulan kurallar yeniden düzenlendi diğer yandan da uygulama imkansızlığı bulunan bir kısım kurallarda değişikliğe gidildi. Ancak, Yönetmeliğin temel düzenlemeleri olarak kabul edilebilecek, dişhekimi dışındaki kişilerin sağlık kuruluşuna ortak olabilmesinden meslek örgütünü yok sayan kurallara kadar pek çok düzenleme varlığını korudu. Öyle olunca, 2016 Yönetmeliğini de dava etmek zorunda kaldık, bu davada da bazı maddelerin yürütmesi durduruldu.

İdarenin demokratik hukuk devletine aykırı uygulamaları karşısında ortak aklı bulma çabasını mahkemelerde aramak zorunda kalıyoruz. Yargı sistemindeki yavaşlık ise en büyük sorunumuz...

Değerli Arkadaşlarım,

O gün mahkeme salonunda evrensel hekimlik değerleri savunuldu, hasta yararı, toplumun sağlığı, dişhekimlerinin değeri konuşuldu ve sağlığın ticarileştirilmesinin ‘Sağlıkta Dönüşüm’ adıyla sistematik olarak nasıl sağlık alanını dejenere ettiği konuşuldu.

Aslında bunların bir mahkeme salonunda değil bir çalıştayda sağlığın tüm bileşenleriyle konuşuluyor ve insan hakları, evrensel değerler çerçevesinde kararlar alınıyor, alınan bu kararlar da hükümet tarafından yasalaştırılarak sağlık alanı düzenleniyor olmalıydı. Çağdaş demokrasinin gereği olarak...

Bununla beraber biz bu hayalleri kurar, böyle günlerin özlemi ve umuduyla çabalarken, gazete başlıklarında 30 Haziran sabahı seçimden sonraki 1 haftayı anlatan manşetler şunlardı:

1. Gün: 24 Haziran gecesi seçim sonuçlarını kutlamak için sokağa çıkan kişiler silahlarla havaya rastgele ateş açtı.

2. Gün: Seçimin ardından bir parti lideri gazetelere verdiği ilanla çok sayıda gazeteci ve kamuoyu araştırmacısının isminin yayınlandığı ve hedef gösterildiği bir ilan verdi.

3. Gün: İçişleri Bakanı bir partinin genel başkanına ‘sizi yaşatmayacağız’ dedi.

4. Gün: İçişleri Bakanı valiliklere ana muhalefet partisi temsilcilerini şehit cenazelerine almamaları konusunda talimat verdiğini söyledi.

5. Gün: Bir partinin genel başkanının hapiste ziyaret ettiği ve genel af istediği bir mahkum bir gazete sahibini ve 6 gazeteciyi ölümle tehdit etti.

Geçmiş her zaman geleceğin önünde bir duvar olmamalı, kabul.

Ancak TDB Dergimizin 2018 Temmuz sayısında konuştuğumuz sağlık alanı ve toplumsal olgular, siyaset ve benzerleri TDB derginin 2008 ve 1998 Temmuz sayılarında da neredeyse aynı. Ve siyasetin kalitesinin her geçen gün daha da azaldığını üzülerek gözlemliyoruz.

Şimdi biz TDB olarak bu siyasi ortamda evrensel değerler üzerinden halk sağlığını, dişhekimlerinin varlığını ve kamu yararını hangi dayanak üzerinden savunacağız?

Söyleyebileceğim tek şey var: Her ne olursa olsun “doğrular”, sonuna kadar “doğrular”.

Dr. A.R İlker Cebeci
Türk Dişhekimleri Birliği
Genel Başkanı

TDBD 166.sayı için tıklayınız…