TDBD 164.SAYI BAŞYAZI
BİR KEZ DAHA MESLEK ÖRGÜTLERİ ÜZERİNE...

Değerli Meslektaşlarım,

Her toplumsal grubu bir arada tutan amaçlar, değerler  vardır. Bir meslek grubu olarak biz hekimlerin de yüzyıllardan süzülüp gelen, yazılı olan ya da olmayan ama bizi bir araya getiren değerlerimiz var. O değerler aynı zamanda bizi hekim yapan şeylerdir.

Bu değerler insanı ve insan sağlığını bir bütün olarak değerlendirmemizi gerektirir. Sağlık kavramının tanımındaki şekliyle; fiziksel, mental, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik halini amaçlar. Dişi ağrıyan birine dolgu yapmak ya da dişini çekmekle bitmez bizim sorumluluğumuz. Gereğinde, o bireyin yaşam ortamının ağız sağlığını desteklemediğini ortaya koymaktır, altyapı sorunlarına değinmektir, sağlık bütçesinin nasıl kullanıldığına eleştiri getirmektir, iş kazalarının cinayete dönüştüğü gerçeğini haykırmaktır.

Bazen anlamlı olan, açlık çeken birine diş fırçalamayı anlatmak değil, bir sonraki hastamızı oturturken açlıkla mücadeleyi kafaya takmaktır. Mesele sadece bizim hastamızın hangi ırka, millete ya da dine mensup olduğuna, hangi sosyal statüde yer aldığına ya da cinsiyetine bakmamamızla sınırlı değildir. Mesele, kadın olduğunda, mahkûm olduğunda, dinsiz olduğunda, yersiz yurtsuz olduğunda, mülteci olduğunda insanların ayrımcılığa uğratılamayacağını savunmaktır. Mesele çocuğun süt dişini ağızda tutmaktan öte olabilir bazen, çocuk tacizi bulgularını görmek, gereğini yapmaktır; çekinmemek, üzerine gitmektir.

İşte tüm bu ve bunun gibi değerlerdir asıl mesele ve bunlar hekimlik mesleğini yaratır. Bu nedenledir ki nice insana dokunan, yaşamı savunan değerleri hekimler yüzyıllardır korurlar ve geliştirirler. Bu değerleri kaybedersek geriye kitabi bilgilerden başka bir şey kalmaz. İşte bizi bir arada tutan bu değerleri korumak için bir arada olacağız, her zamankinden çok birbirimize sarılacağız.

Mesleki etik kuralların meslektaşlarımız ve toplum arasında içselleştirilmesi ve geliştirilmesi çalışmalarımız hep bu değerlerin sürdürülmesi içindir.

Kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlarının söylemleri zaman zaman politik olabilir. Bazen mesleki sorunları üzerinden bazen de doğrudan toplumsal bir sorun üzerinden bunu ifade edebilirler. Demokrasinin gelişmiş olduğu tüm ülkelerde bu süreç böyle işler, o demokrasiler de bu şekilde gelişmiştir zaten. Ülkeyi o anda yönetenlerin bu eleştirileri üzerine almaları doğaldır, sorumluluk makamındaki insanlar olarak gereklidir de. Doğal olmayan nokta, eleştiri sahiplerini devlet gücüyle susturmaya çalışmak, hedef haline getirmek ya da daha ileriye gidip Anayasa’dan kaynaklanan haklarını kısıtlamaya çalışmaktır.

Elbette kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri kamu yararı adına yeri geldiğinde sistemi, düzeni eleştirecektir. Mesela OHAL’in bir yönetim biçimine dönüşmesi, bu sistemi kimin kullandığına değil, demokrasinin askıya alındığına dair çekinceyle tarafımızca eleştirilmiştir. Kamu yararını gözeten kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri her zaman, doğaları gereği sağlığın piyasalaştırılması gibi doğrudan insan sağlığına etki eden konularda ve evrensel değerlere aykırı uygulamalarda muhaliftir. Bütün bu faaliyetlerinde meşruiyetini demokratik yapısına bağlı olarak meslektaşlarından, üyelerinden alır.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları belli mesleğe sahip olanların devlet dışındaki kitlesel ve demokratik örgütlerdir. Daha önce de kamu kurumu niteliğindeki akademik meslek örgütlerine yapılan müdahaleler nedeniyle görülen davalar sonucu ortaya çıkan Anayasa Mahkemesi kararlarının da teyit ettiği gibi, meslek kuruluşlarının mesleki faaliyetlerle sınırlı olmak üzere üyelerini ve örgütlerini bağlayıcı karar alma, uygulama, meslek mensuplarının uyacağı ilke ve kuralları belirleme ve üyeleri hakkında disiplin tedbirleri uygulama hak ve yetkisi vardır.

Kamu yararını savunma refleksimizden duyulan rahatsızlıkla, meslek oda ve birliklerinin parçalanarak birden çok oda ve birlik oluşturulması, üyeliğin isteğe bağlı hale getirilmesi, isminin değiştirilmesi ve örgütün işlevsizleştirilmesi için başka farklı uygulamaların devreye sokulması çabaları mesleği, meslektaşları ve en önemlisi kamu yararını, kamu sağlığını olumsuz etkileyecektir.

Biz TDB olarak örgütümüzün insana, insan sağlığına, hekimlik mesleğine, meslektaşlarımıza karşı olan sorumluluğumuzla tarihsel süreçte gelişen evrensel değerlerimizi koruma ve geliştirme görevimize her zamankinden daha güçlü bir şekilde sarılacağız. Anayasa ve yasalarla da düzenlenmiş olan ve evrensel meşruiyetle yüzyıllar içinde edinilmiş olan yetkilerimizi ve sorumluluklarımızı sonuna kadar savunacak ve kamu yararı için var olacağız.

Hepimize kolay gelsin.

Dr.A.R İlker Cebeci
Türk Dişhekimleri Birliği
Genel Başkanı

TDBD 164.sayı için tıklayınız…