DİŞHEKİMLİĞİ GÜNÜ VE TOPLUM AĞIZ DİŞ SAĞLIĞI HAFTASI

22 Kasım’ı da içine alan 'Dişhekimliği Günü ve Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası' ülkemizde 1996 yılına kadar 22 Kasım’larda 'Dişhekimliği Günü' olarak kutlandı. Sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın onayı ile bugünkü şeklini aldı. Bu hafta bu sene de Birliğimiz ve Odalarımızca mesleki sorunların dile getirilmesi, toplumun ağız ve diş sağlığı konusunda farkındalığının arttırılması, koruyucu dişhekimliği hizmetleri kavramına dikkat çekilmesi ve ayrıca dişhekimliği hizmetlerine ilişkin kamuoyu oluşturulması anlamında çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

Ağız ve diş hastalıkları dünyanın hemen tüm bölgelerinde en sık görülen sağlık sorunları arasındadır. Yaşam kalitesi açısından önemli kayıplara yol açan ağız diş hastalıklarının; şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, büyüme-gelişme geriliği, erken doğum gibi birçok sağlık sorununun gelişmesinde rol oynadığını gösteren kanıtların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Bu nedenle ağız diş sağlığı problemlerinin açığa çıkmadan önce koruyucu önlemlerle engellenmeleri, hastalıklar açığa çıktığında ise hızlıca tedavi edilmeleri gerekir. Ne yazık ki dişhekimine gitme sıklığı düşük oldukça kronik ve yıkıcı özellikte olan ağız-diş sorunlarında tedavi genellikle hastalığın çok ilerlediği bir dönemde gerçekleşir. Tedavideki gecikme ise ağız diş sağlığı ve genel sağlığı bozarken ayrıca sağlığa ayrılan bütçenin de katlanarak artmasına neden olmaktadır.

Türkiye’deki tüm dişhekimlerinin; kamu, üniversite ve serbest çalışanların tümünün katılımını sağlayarak, koruyucu dişhekimliği hizmetlerinin halka yaygın bir şekilde ulaşmasını sağlayacak sağlık politikaları Türk Dişhekimleri Birliği’nin de katkısı ile geliştirilerek, Toplum Ağız Diş Sağlığı verilerimiz Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Dişhekimleri Birliği hedeflerine ulaştırılmalıdır.

Çağdaş ülkeler sağlık alanında insan gücü planlamasını nüfus temelli olarak belirlememektedir. İnsan gücü planlamasında; nüfus kriteri yanı sıra toplumun ihtiyacı, hizmete olan talep, hastalıkların seyri, hastalık çeşitleri gibi kriterler de göz önüne alınmaktadır.

Ancak günümüz Türkiye’sinde ağız diş sağlığı hizmetlerinin durumuna baktığımızda ise; bir yandan kamuda dişhekimi istihdamı artarken, diğer yandan yeni tesisler kurularak, devletin temel görevi olan koruyucu hekimlik yerine döner sermaye gelirlerini arttırmak üzere planlanmış tedavi edici uygulamaların öncelendiği görülmektedir. Bunun baskısı ile kamudaki meslektaşlarımız iş yoğunluğunda aşırı artış yükü altında ezilmektedirler. Bu yoğun çalışma sonucu elde edilen gelirin büyük bir kısmı da emeklilik özlük haklarına dahi yansımamaktadır. Meslektaşlarımız hasta olduklarında rapor almaya çekinir hale gelmiş, mesai sonrası çalışmayı zorla benimsemişlerdir. Hasta ve hasta yakınlarından görülen fiziki-manevi şiddet artık iş kazası haline gelmiştir.

Koruyucu hizmetlere yeterince yönlendirilmeyen halkımız, vergi ve sağlık primi ödeyerek sağlık güvencesine sahip olsa da, hastalıklar açığa çıktığı için kamunun yanlış düzenlemelerinin neden olduğu yetersiz hizmete mahkûm edilmekte, bu da hastalıkların artmasına ve uzun erimli olarak tedavi maliyetinin yükselmesine neden olmaktadır.

Sağlık Bakanlığı 2015 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’nda özel sektörün en önemli bileşeni olan muayenehaneler ne yazıktır ki  yer almamaktadır. Ancak Türk Dişhekimleri Birliği’nin (TDB) verilerine göre ülkemizde Temmuz 2016 itibari ile 10.775 özel dişhekimi muayenehanesi bulunmaktadır. Aynı verilerden ülke genelindeki tüm  özel sağlık kuruluşlarında 19.224 dişhekimi dolayısıyla da en azından bu sayıda diş üniti bulunduğu ve yıllığa göre de Sağlık Bakanlığı kurumlarında ancak 8247 adet diş ünitinin olduğu görülmektedir.

Sağlık Bakanlığı’na ait kurumlar gerek alt yapı gerekse hizmet sunumu açısından son on yıllık dönemde çok hızlı bir büyüme göstermişlerdir. Bununla beraber yapılan sınırlı sayıdaki bağımsız bilimsel araştırmalar nitelik açısından bir gelişmeyi göstermemektedir. Epidemiyolojik çalışmaların sonuçları ise toplumun ağız-diş sağlığı sorunlarının hiçbir değişim göstermediğini yansıtmaktadır. Bu açıdan Sağlık Bakanlığı’nın hizmet sunumundaki artışın, toplumun daha iyi bir ağız-diş sağlığına kavuşması ve daha nitelikli hizmetlere erişebilmesi ile sonuçlanmadığı görülmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın ağırlıklı olarak Toplum Sağlığı Merkez’leriyle yürüttüğü toplum ağız-diş sağlığı çalışmaları değerlidir. Ancak bu çalışmaların amacına ulaşabilmesi için çalışmaların sürekliliğin ve tedavi hizmetleri ile entegrasyonun sağlanması çok kritiktir. Bu anlamda serbest dişhekimlerinin de koruyucu dişhekimliği hizmetlerine her anlamda katılması, Sağlık Bakanlığı tarafından dahil edilmesi kaçınılmazdır.

Türkiye’de özellikle 2000 yılından itibaren yeni dişhekimliği fakültelerinin açılması hızlanmıştır. Hiçbir plan ve program olmaksızın, fakültelerin teknik ve fiziki alt yapıları hazırlanmadan ve öğretim elemanları yetersiz olarak açılan fakültelerimiz önemli bir ülke gerçeği olarak karşımızda durmaktadır.

Türkiye’de 2016 yılı itibari ile 29.417 dişhekimi mevcuttur. Bir dişhekimine 2.713 hasta düşmektedir. Bu sayı Avrupa Birliği ülkelerinde (ortalama) en son 2013 de yapılan çalışmalar sonucu 1433 olarak belirlenmiştir.  Ülkemizde hekime başvuru sıklığı, nüfus piramidi, tahmini DMF indeksi, eğitim ve sosyo-ekonomik kriterleri de göz önüne aldığımızda 10 yıl sonrası için dişhekimi başına düşen nüfus için 1700 ile 2000 arasında bir değere ulaşmamızın gerçekçi olacağını TDB tarafından düşünülmektedir.

2005 yılında 15 fakültede yılda toplam 960 civarında olan kontenjan yılda ortalama üç dişhekimliği fakültesinin eğitime başlaması ve birçoğunda da kontenjanların sürekli artması nedeniyle bugün 75 fakülteden (2017-2018 eğitim-öğretim yılında) eğitime başlanan 49 fakülte ile yıllık 4364 kontenjana ulaşmış durumdadır.  Kalan 26 fakülte henüz öğrenci almaya başlamamıştır. Ancak YÖK’ün bugüne kadarki uygulamalarını veri olarak alırsak tamamının eğitime başlaması 10 yılı bile bulmayacaktır.

Fakültelerin hiç kontenjan artırmaması, hiçbir yeni Dişhekimliği Fakültesi kurulmaması ve henüz eğitime başlamamış 26 fakültenin son 10 yıldaki gibi yılda üçer üçer 10 yıllık bir zaman dilimine yayılarak öğretime başlatılması varsayımına göre yapılan hesaplarda 2024 yılında 60000, 2025 yılında ise 64000 dişhekimi Türkiye’ de görev yapıyor olacak.2024 yılında bir dişhekimine 1425 kişi, 2025 yılında ise 1338 kişi düşüyor olacak. Avrupa Birliği kriterlerini bile aşmış olacağız. Ancak o yıllarda beklenen nüfus artışı ve meslekten ayrılan dişhekimleri hesaplandığında yıllık 750-1000 civarında dişhekimi mezun ederek bu oranı korumamız gerekirken Türkiye yılda 6500 dişhekimi mezun veriyor olacak.

Dişhekimine başvuru sıklığının Türkiye’ye göre çok yüksek olduğu Avrupa Birliği’ndeki dişhekimi/nüfus oranını (1/1433) baz alsak bile 2024 yılında bu verilerle hedef tutturulmaktadır. İşsiz dişhekimleri yaratılmaması için kontenjanların zamana yayılarak 2018 yılından itibaren hızla azaltılması gerekmektedir.

Tüm olumsuzluklara rağmen TDB her alanda eleştirilerini ortaya koymanın yanı sıra çözüm önerilerini de getirerek toplumcu bir dişhekimliği tanımı yapmaya çalışmakta, bu önerilerini bilimsel araştırmalarla adım adım desteklemektedir.

22 Kasım 'Dişhekimliği Günü ve Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası'  tüm meslektaşlarımıza ve halkımıza kutlu olsun.  

Halkımızın ve  değerli basınımızın ağız-diş sağlığı konusunda  duyarlılıklarının en az günde iki defa olmak üzere ve tüm yıl boyunca devam etmesini dileriz.

Saygılarımızla kamuoyuna duyurulur.

Türk Dişhekimleri Birliği