8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!

Bundan 160 yıl önce sadece daha iyi çalışma koşulları talebinde bulunan 120 kadın işçi kapıları kilitlenen bir fabrikada yakılarak can verdi. O günden bugüne kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesindeki kayıpları da giderek arttı. Örneğin 2016 yılında 328 kadın ve trans birey erkek şiddetiyle öldürüldü.

Ve yine bir 8 Mart’ı daha kadınlara yönelik nice eşitsizliklerle 'sözde' kutlamamız istenirken; biz Kadınlar olarak HAYIR diyecek o kadar şey biriktirdik ki!

-  Kadına şiddet de, sağlıkta şiddet de son bulsun istedik!

Ev kadını olarak görünmeyen emeğimizle, bir sağlık emekçisi olarak muayenehane, poliklinik, hastane, kısacası emeğimizi sunduğumuz her yerde; tüm insanlar, çocuklarımız sağlıklı ve güvenle yaşasın istedik.

-  Sosyo-ekonomik haklarımızın (eşit işe eşit ücret, doğum-süt izni, mobbing, emeklilik ...) çağdaş evrensel hukuk normlarında olabilmesi için her türlü haksızlığa karşı çıktık.

-  Şort giydiğimizde de, kahkaha attığımızda da, gece sokaktayız dediğimizde de benim kimliğim benim kararıma saygı duyun dedik.

-  Yaşamı doğuran Kadınlar olarak, çocuklarımız geleceğe güvenle baksın diye laik, bilimsel eğitim, eğitimde fırsat eşitliği değil bizzat eğitim eşitliği diye bağrındık.

-   Düşünceye, sanata, akademiye saygının insanlığın olmazsa olmazı diye belledik, bellettirdik.

-  Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı Türkiye'nin de altına imza koyduğu İstanbul Sözleşmesi’nin koşullarının hayatın her alanında pratiğe dönüşebilmesi için sokakları da, dilekçelerle Meclis kapılarını da arşınladık.

-   Biyolojik, etnik, kültürel, dinsel farklılıkların heteronormatif eril siyaset politikaları sonucu oluşturduğu savaşlarda hep barıştan yana olduk.

-   Bir ağaç, bir hayvan, bir nehir yok olmasın diye göğsümüzü siper ettik, dimdik durduk!

Ne mi oldu?

Hergün öldürüldük. Tekmelendik, çocuk gelin olduk, tecavüze uğradık, doğurmaya zorlandık. Kız çocuklarımızın eğitim hakkı 4+4+4 le elinden alındı, çocuk işçi sayısı, işsizlik sayısı arttı. Eğitim sistemimiz, aile ,devlet yapılarımız evrensel değerler yerine ötekileştirici dini referanslarla manipüle edildi. Rant uğruna hepimiz ve geleceğimiz olan çocuklarımız betona, suni olana peşkeș çekildi! Bir gecede alınan kararlarla işsiz, aşsız bırakıldı nice insan!

Her geçen gün sistem cinsiyetçi politikalar dayatırken, bizlerden sessizce kabullenmemiz bekleniyor. Yüzlerce yıla dayanan kadın hareketinin gücünü küçümseyen muktedirler nüfusun yarısını yok sayarak yönetemeyeceklerini bilmelidir. Bunca mücadeleden sonra karşımıza çıkan tecavüzcüsüyle evlendirilme dayatmasına kadınların yanıtı HAYIR ASLA olmuştur. Süt iznini çalışma saatlerinden düşme, ne kadar ve nasıl doğuracağımızın bilirkişisi olma, nasıl giyineceğimizin karar mevkii sanma gibi kabul edilemez baskıları birleşerek, örgütlenerek alt edeceğimizden hiç kuşkumuz yok.

Herkes için sağlıklı, güvenli, eşit, barış içinde yaşamı savunan ‘Biz Kadınlar’ haykırıyoruz:

Nasıl giyineceğimize biz karar veririz, bedenimiz bizim.

Hangi saatte nerede olacağımıza biz karar veririz, hayatımız bizim.

Doğurup doğurmayacağımıza biz karar veririz, bedenimiz bizim.

Karnımız burnumuzda sokaklara çıkarız, hayatımız bizim.

Kimler tarafından, nasıl yönetileceğimize biz karar veririz, irademiz bizim.

Cumhuriyet ve kazanımlarının parlamenter demokratik sistemde güçlenerek var olmaya devam etmesi için nüfusun yarısını oluşturan biz kadınlara daha çok iş düştüğünün ayırdındayız.

Herkes ağız dolusu gülebilsin, çürük zihniyette başlar diyerek; kahkahanın güvencesi  Kadın Dişhekimleri karanlığa karşı aydınlığa yürümeye nefesimiz yettikçe devam edeceğiz!

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun !

Türk Dişhekimleri Birliği
Kadın Dişhekimleri Komisyonu